Selahattin Eyyübi

2008-05-04 12:31:00

 

 

 

Selâhaddîn Eyyûbî, komutan ve memurlarıyla bir arkadaş gibi samîmî olarak konuşur, yumuşaklıkla muâmele ederdi. Bundan dolayı herkes, fikrini ve arzusunu çekinmeden söylerdi. Zamânında yetişen âlimlerden İmâdüddîn el-Kâtib onun hakkında şöyle demektedir:

“Sultan ile oturan bir kimse, onunla oturduğunun farkına varmaz, bir arkadaşıyla oturuyor zannederdi. Anlayışlı, dînine bağlı, temiz, hatâları affeder, kusûrları görmezlikten gelir ve kızmazdı. Asık suratlı durmaz, dâimâ tebessüm eder vaziyette olurdu. Bir şey isteyeni, boş çevirdiği görülmezdi. Herkese çok nâzik davranır, kimseye kaba hareketlerde bulunmazdı. Söz verdiği zaman yerine getirirdi.”

Abdüllatîf el-Bağdâdî’nin de onun hakkındaki sözleri şöyledir: “Selâhaddîn-i Eyyûbî’yi heybetli bir kimse olarak gördüm. Sözleri, kalplere tesir ediciydi. Yanına ilk girdiğim gece, meclisini âlimlerle dolu gördüm. Her biri çeşitli ilimlerden konuşuyorlardı. Sultan’ın yakınları, onu kendilerine örnek alıyorlar, iyilikte yarış ediyorlardı. Müslüman olsun, kafir olsun herkes Sultan’ı çok seviyordu. Onun ölümüyle, insanlar hakîkî bir babayı kaybettiler, ölümüne üzülmeyen kimse kalmadı.”

Selâhaddîn-i Eyyûbî, düşmana karşı da, İslâmiyetin adâlet ve ihsân kurallarından hiçbir zaman ayrılmazdı. Haçlılar, esir Müslümanları kılıçtan geçirdiği zaman, elindeki Hıristiyan esirlere, İslâmiyetin emrettiği şekilde güzel muâmelede bulundu. Hiçbir zaman onlar gibi yapmadı.

Ilık su istediği hizmetçisinin önce kaynar, sonra da buz gibi soğuk su getirmesi karşısında bile onu azarlamayıp; “Sübhânallah! İstediğimiz gibi bir su dahi içemeyeceğiz” demekle yetindi.

Mısır ve Kudüs’ü fethedip, hazînelere sâhip olduğu hâlde, ömrü boyunca bir asker gibi yaşadı. Lüzumsuz hiçbir şeye harcama yapmayıp, parayı zarûrî ihtiyaçlara ve askerî malzemelere sarf etti. Öldüğü zaman, cebinden bir altın ile birkaç gümüş para çıktı. Çok cömertti. Akka Muhâsarası için geldiğinde, on binden ziyâde atını askerlerine dağıttı ve binecek bir ata muhtâç kaldı.

Selahaddin Eyyubi'nin ilme ve sanata karşı çok büyük bir sevgisi vardı. Önceleri bir hükümdar olmayı değil de, bir ilim adamı olmayı düşünmüştü. Selahaddin Eyyubi, alçak gönüllü, iyilik ve yardım sever, dürüst ve mert bir Müslümandı. Kısa zamanda kurduğu muazzam devlete ve zaferlere rağmen aslâ gurura kapılmadı. "Ben, Allah yolunun bir hizmetçisiyim," diyerek güzel bir ömür sürdü. "Kudüs işgal altındayken, ben nasıl gülebilirim ki?.." diyerek günlerce mahzun olarak yaşadığı rivayet edilir.

Selahaddin Eyyubi, Hicret'in 589. yılında, henüz 57 yaşında iken Şam'da vefat etmiştir. Vasiyeti gereğince kefeni bir mızrağın ucuna takılıp, ölümü Müslümanlara duyurulmuştur. Selahaddin Eyyubi'nin kefenini halka gösteren kişi şunları söylemiştir:

 

"Ey Müslümanlar! İşte bunca devlet ve memleket sahibi olan Sultan Selahaddin vefat etti. Öyleyse, Allah'a kulluk ve ibadette gevşeklik göstermeyin. Çünkü bir gün mutlaka siz de öleceksiniz..."
Ruhu şad, mekânı Cennet olsun.

 

18
0
0
Yorum Yaz