05 03 2008

ESKİ ESERLERİN BEDELİ

Eski Eserlerin Bedeli Bir Amerikalı, Fransa da çok eski bir şatoyu ziyaret ediyordu.Bir demir kapı önünde hayran hayran duran milyoner seyyah: "Bu kapıyı mutlaka Amerika'ya götürmeliyim,dedi. Nedir bunun bedeli?" Bu sonradan görmüşün karşısında öfkelenen Fransız müze memuru şöyle cevap verdi: "İki bin sene." Devamı

05 03 2008

MİCHEAL SERVETUS

Avrupa’da Michael Servetus adında bir kişi vardı. Üçlü Birliği reddediyordu. Bunu belirten iki kitap yazdı. Katolikler ve Protestanlar bu kişiye yaptıklarından dolayı çok sinirlenmişlerdi. Bu yüzden Michael kendi memleketi olan İspanya’dan kaçmak zorunda kaldı. Fransa’ya geldiğinde, Katolikler Servitus’u yakalayarak; hapise attılar. Daha sonra onu mahkemeye çıkararak; Tanrı’ya karşı küfretmekten suçlu buldular ve ölüm cezasına çarptırdılar. Fakat bu kişi her nasılsa hapishaneden kaçmayı başararak; Cenevreye gitti. Birgün Calvin kilisede vaaz verirken, vaazının tam ortasında Avrupa’da sapık öğretisi ile ün yapmış olan Servitus içeriye girdi. Servitus içeri girdiği anda tanındı ve yakalandı. Protestanlar da Üçlü Birliğe karşı çıkan bu adamı, en az Katolikler kadar istemiyor ve tolerans tanımıyorlardı. Böylece Servitus Protestanlar tarafından da yargılandı. Calvin de uzman tanık olarak bu mahkemede istendi. Daha sonra geçen 15 yıl içersinde Servitus’un  Calvin’e bazı mektuplar yazmış olduğu ve bu mektuplarında Calvin’le fikir çatışmasına girmek istediği ortaya çıkmıştır. İşte bu nedenle Calvin, Servitus’un öğretisinin ne olduğunu çok iyi biliyordu. Servitus herşeye rağmen Üçlü Birliğe karşı olan inancında direterek; herkesin önünde bunu kabul etmediğini tekrar belirtti. . Sonra mahkemenin yargıcı Servitus’u ölüm cezasına çarptırdı. ve Servitus Cenevre’de diri diri yakılarak öldürüldü. ... Devamı

05 03 2008

endülüjans

Tüm Ortaçağ boyunca kendi kişisel durumlarınız için endüljans alabiliyordunuz. Ama 1460 yılında çok olağandışı birşey oldu. Papa IV. Sixtus’un kararına göre artık herhangi bir kişi bir başka kişi adına da endüljans alabiliyordu. Bu o yıllarda yeni bir düşünceydi. Diyelim ki kişinin annesi ölmüşse, Araf’ta ise, onun için endüljans alabilecekti. Roma’daki aziz Petrus katedralini işte böyle inşa ettiler. X. Leo ve başka bir piskopos arkadaşı Tetzel adında bir kişiyi endüljans satması için tuttular. Şaşaalı yürüyüşler yaparak endüljans satmaya çalışırdı. Bu kişi şehire geldiğinde orkestralarla, müzik eşliğinde bayraklar sallanırdı. Böylece tüm dikkatler Tetzel üzerine çekilirdi ve o, vaaz verirdi. işte  onun  vaazlarından  bir  örnek :“Ölmüş anne-babalarınızın sesini işitebiliyor musunuz? Onlar acı içinde bağırıyarlar: ‘Acı bana! Acı bana! Çok büyük cezalar çekiyoruz. Lütfen bizi kurtarın! ’ diye. Kulak verin! Anne-babalarınız bağırıyorlar.” Ve insanlar da büyük meblalarda paralar ödüyorlardı. Tetzel satış yaparken şu sözü söylüyordu: “ Torbaya atılan her para, cennetten çıkan canı gösterir. Bir para bir can” ... Devamı

05 03 2008

yamyam medeniyeti

  YAMYAM MEDENİYETİ   Çağdaş Avrupa şatafatlı adlar takmıştı bencilliğine: aile, sınıf, millet. İpek eldivenler geçirmişti pençelerine. Kutsal mefhumların gölgesinde her cinayeti işlemişti. İkiye bölmüştü ahlakı: bir yamyamlar medeniyetiydi Batı medeniyeti. Kıtaları yiyerek semiren bir medeniyet. Ama altın buzağıya tapan sömürücü Avrupa’nın yanında bir başka Avrupa daha vardı: barışçı Avrupa, düşünen Avrupa. Canavarlar yaratan Avrupa, canavarları tepeleyen savaşçıların da vatanıydı. Maddenin karanlık zindanlarında mahpustu insan ruhu, onu Batının tekniği kurtaracaktı. Cemil  Meriç ... Devamı

05 03 2008

imaj herşeydir

İMAJ HERŞEYDİR GERÇEKLERSE HİÇBİRŞEY Kolomb kızılderililer için şöyle yazmıştı “O kadar dürüst ve ellerinde bulunan her şey konusunda o kadar cömert görünüyorlardı ki onları görmeden inanmak mümkün değildir. Hiç geri çevirmeyecekleri için kendilerine ait her şey istemek mümkündü. İsteyene istediğini hemen verirler ve bunu o kadar büyük bir zevkle yaparlar ki aynı zamanda kalplerini de birlikte verdiklerini sanırsınız”. Ama Avrupalı istilacıların niyetleri kısa sürede ortaya çıkar ve tam bir sömürü çarkı işlemeye başlar. Beyazlar kızılderilileri kısa sürede köleler haline getirerek tarlalarda ve madenlerde çalıştırmaya başlarlar. Rahat bir hayata alışmış olan kızılderililer kısa sürede şartlar nedeniyle ve Avrupalıların altına ulaşma hırsıyla öyle yokolmaya başlarlar ki sömürgeciler yeni bir zulüm kapısı açarlar ve 1501 yılından itibaren Afrikanın hür insanlarını köle haline getirerek İnsanlık tarihinin kara sayfalarını yazmaya devam ederler. Beyaz zulme direnenleri en kötü işkencelerle yok ederler. Bu şekillerden biri de ateşte yakılmaktır. Bir kabile reisi de bu şekilde cezalandırılmak üzere kütüklerin üzerine çıkarılır. Papazlar son bir ümitle ‘cennete gitmek istiyorsa hıristiyan olmasını teklif ederler’. Reis, cennette beyazların da olup olmadığını sorar. Olumlu cevap alınca da “ölümünden sonra da böylesine acımasız insanlarla karşılaşmaktansa dinsiz ölmeyi yeğlediğini” söyleyerek hıristiyanlığa girmeyi reddeder. Kolombun kızılderili imajı ile filmlerinlerin oluşturduğu imajı karşılaştırın, ne kadar farklı değil mi? Bir reklam spotunu biraz değiştirerek bunu özetleyebiliriz. “İmaj herşeydir. Gerçek ise hiçbirşey” Batı “Yarım gerçekten, tam yalan üretmekte” mahirler ... Devamı