İstanbul, E-5 karayolunda öfkeli koca dehşeti! Karısını arabadan

2008-12-13 15:15:00

İstanbul'da öfkeli koca, tartıştığı eşini 60 kilometre hızla giden araçtan attı. Hızını alamayan adam, ağır yaralı olarak yerde yatan eşini dövmek istedi. Çevredeki vatandaşlar tarafından kurtarılan kadın hastaneye kaldırırken, karısını araçtan atan koca gözaltına alındı. Edinilen bilgilere göre olay E-5 Karayolu, Sefaköy rampasında meydana geldi. Avcılar'daki evlerine giden A.Y (38) ve Y.Y (40) çifti yolda tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine genç kadın araçtan inmek istedi. Aracı durdurmayan öfkeli koca, 60 kilometre hızla giderken aracın kapısını açarak eşini aşağı itti. Hızla giden araçtan düşen genç kadın kafasını yol kenarındaki refüje çarptı. Daha sonra aracını durdurarak, eşinin yanına gelen Y.Y. sinirlerine hakim olamayarak yerde yaralı halde yatan eşini dövmek istedi. Olayı gören çevredeki vatandaşlar yaralı kadını öfkeli kocasının elinden kurtardı. Bu sırada olay yerine ambulans çağrıldı. Ağır yaralı olan A.Y.olay yerine gelen 112 ekiplerince ambulansa konularak Bakırköy'deki Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Görgü tanığı Ömer Duran ise "Ben motosikletimle yan yoldan gidiyordum. Bir anda ne olduğunu anlayamadık ve kadın yerde yatıyordu. Adamı az kalsın dövecektik. Neden tartışmışlar bilmiyoruz. Durumu ağırdı ve hemen ambulans çağırdık" diye konuştu. Öfkeli eş ise olay yerine gelen polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Devamı

2008-11-08 16:43:00

Avustralya  yerlileri olan Aborjinler`in çocuklarının ailelerinden alınmalarının yanı sıra cüzzam tedavisi çalışmalarında denek olarak kullanıldıkları iddia edildi. Avustralya yerlileri Aborjinler`in avukatları, ülkede 1920 ve 1930`larda cüzzam tedavisi çalışmalarında Aborjin çocuklarının denek olarak kullanıldıklarını iddia etti. Çalınan Kuşaklar İttifakı`nın avukatı Kathleen Mills, senato soruşturma komisyonunda yaptığı konuşmada, cüzzamlı Aborjin çocuklarına, tepkiyi değerlendirmek için hastalık serumu şırınga edildiğini söyledi. BİLİNMEYEN ÇOK ŞEY VAR Mills, meclisin resmen özür dilediği onlarca yıl sürdürülen asimilasyon politikası çerçevesinde ailelerinden zorla alınan Aborjin çocuklarıyla ilgili tazminat yasa tasarısının ele alındığı senato soruşturma komisyonunda, ``Çocukların  denek olarak kullanılması daha önce dile getirilmeyen şeyler. Bilinmeyen   çok fazla şey var`` diye konuştu. Mills, sağlık görevlisi olan amcasının kendisine bu çocukların kobay olarak kullanıldıklarını anlattığını belirtti. 100 BİN ABORJİN AİLELERİNDEN KOPARILDI Sağlık Bakanı Nicola Roxon, bu tür uygulamalar olup olmadığını araştırmak üzere arşivlerin kontrolü için gerekli birimlere talimat verdiğini söyledi. Avustralya`da geçen yüzyılda, 100 bin civarında Aborjin çocuğunun ailelerinden alınarak beyaz Avustralyalılar gibi büyümeye zorlanmasıyla ilgili hükümet politikalarının kurbanlarına tazminat ödenmesiyle ilgili yasa tasarısı gündemde bulunuyor. Bugün    2008-04-17... Devamı

fEVZİ ÇAKMAK

2008-08-18 11:50:00

Kurtuluş Mücadelesi düşüncesinin üç mimarından biri olan Fevzi Çakmak hakkında hazırlanmış kitap, Cumhuriyet Tarihi’nin ilk Genelkurmay başkanının portresini ortaya koyuyor. Rahmi Akbaş’ın araştırmaları neticesinde ortaya çıkan çalışmada, Fevzi Çakmak’ın Osmanlı döneminde başlayan ve Cumhuriyet döneminde de devam eden askerlik hayatından ilginç anekdotlar aktarılıyor.Mareşal Fevzi ÇakmakRahmi Akbaş; Ötüken Yayınları Kitap Zamanı sayı 31Sayı: Devamı

REKABET İYİDİR

2008-08-13 16:06:00

İkinci Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde Almanya'da bir kasabaHerzogenerauch'ta iki kardeş ayakkabı yapıp satmak üzere biratölye açarlar; Adolph ve Rudolph Dassler.Savaş sonrası Adolph, Rudolph'a artık birlikte çalışmakistemediğini, kendine ayrı imalathane açacağını söyler. Rudolph şaşkındır.Ufacık kasabada iki kardeş ayrı imalathanelerde rekabet edeceklerdir.Kardeşine bunun mantıklı olmayacağını, bu ufak kasabada zaten insanlarınsayılı ayakkabı satın aldıklarını, ikisinin birden iflas edeceğinisöylese de Adolph bu uyarıyı dikkate almaz ve kendine yeni bir ayakkabıimalathanesi açar.Gerçekten de aralarında kıyasıya bir rekabet baslar. Rekabetleridoğdukları kasaba sınırlarını dahi asar. İki kardeş ayrıldıktansonra birbirlerine küsmüşlerdir ve Adolph 1978 yılında öldüğünde tam 29yıl dargınlardır. Bugün iki firmanın genel merkezi de bu ufak kasabaHerzogenerauch'tadır. Adolph Dassler'in ayakkabı şirketinin adiADİDAS, Rudolph'un ki ise PUMA' dır.   ... Devamı

Kızılderili atasözlerinden seçmeler

2008-06-12 22:56:00

 *Ağlamaktan korkma! Zihindeki ıstırap veren düşünceler gözyaşı ile temizlenir.   * *Allah'ın kelimeleri meşe yaprağı gibi sararıp düşmez: çam yaprağı gibi ilelebet yeşil kalır. *Arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. Yanımda yürü, böylece ikimiz eşit oluruz. *Senin vicdanın senden başkasını temsil edemez. *Bir başkasının kabahati hakkında konuşmadan önce daima kendi makoseninin içine bak  *Bir kere "Al şunu" demek, iki kere "Ben vereceğim" demekten iyidir.  *Düşmanımı cesur ve kuvvetli yap! Eğer onu yenersem utanç duymayayım.  . *Eğer sorsanız: 'Sessizlik nedir?' Cevap veririz: O Büyük Ruh' un sesidir. Yine sorsanız: 'Sessizliğin meyveleri nelerdir?' Cevap veririz: Kendi kendini kontrol, gerçek cesaret demek olan metanet, sabır, vakar ve saygı.' *Gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz.  *Herbirimizin farklı bir rüya gördüğünü hatırlatmakta fayda var.  İhanet arkadaşlık zincirini karartır, fakat vefa onu her zamankinden parlak yapar. *İnsanın gözleri öyle kelimelerle konuşur ki dil onları telaffuz edemez. *Komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü! Ölüler güç ve bilgilerini beraberinde götürmez, yaşayanlara ilave eder. *Nimette külfette 'Büyük Ruh' un elindedir. Bazen onun külfeti bizi nimetinden daha fazla akıllandırır. *Sevgi ile yorulmadan ilerleriz. Sevgi ile, sadece onunla başkaları için fedakarlık yapabiliriz. *Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen birşey olduğunu anlayacak. *Su gibi olmalıyız. Her şeyden aşağıda, ama kayadan bile kuvvetli. *Şeytan hakkında konuşmayın.Gen&cced... Devamı

13 Fobisi

2008-05-12 18:50:00

        Triskaidekafobi Yunanca’da “üç ve on, fobi” sözcüklerinden oluşuyor. Sözcüğe yazılı kaynaklarda ilk kez 1911 yılında, I. H. Coriat’ın “Abnormal Psychology” adlı yapıtında rastlandı. 13 fobisinin kaynağı olarak birçok olay gösteriliyor. İsa’nın bir cuma günü çarmıha gerilmesinden önceki son yemeğinde toplam 13 kişi bulunuyordu; İsa ve 12 Havari. Sonraları 13 sayısını çağrıştıran bu sayının içinde geçtiği herşey lanetli, kötü, korkunç olarak nitelendirilmeye başlandı. İbraniler’e göre 13 sayısının uğursuz olmasının nedeni İbrani alfabesinin 13’üncü harfinin “mavet” (ölüm) sözcüğünün ilk harfi olan “m” olmasıydı. İskandinav mitolojisinde, İskandinav tanrılarının en kötülerinden olan Loki, Valhalla’daki oniki kişilik bir şölene davetsiz olarak gitmişti. 13’üncü kişi olarak gittiğinde, gözyaşı tanrısı olarak da anılan, adının anlamı “Muzaffer” olan, yakışıklı ve adil Baldr’ın ölümüne yol açtığından, bu sayı uğursuz olarak anılmaktaydı. 13 Ekim 1307 Cuma günü, Fransa Kralı Philippe ile Papa Clemens’in işbirliği sonucu Tapınak Şövalyeleri’nin çoğu tutuklanıp idam edilmişti. Tarihte ünlü adlardan kimileri de bu fobiye sahipti. Henry Ford ayın 13’ünde çalışmazdı. Franklin Delano Roosevelt 13 kişilik bir grupla aynı masada yemek yemezdi. Napolyon, Mark Twain ve Richard Wagner de bu fobiye sahip öteki ünlü kişilerdir. Birçok otel müşterisi 13 numaralı odada kalmayı reddeder; bu nedenle kimi otellerde oda numaraları 12, 12A, 14 olarak devam eder. Yemek sırasında masada 13 kişinin olması büyük uğursuzluk olarak görülür. Ayın 13’üne rastlayan cuma gününde kişiler yolculuk yapmaktan, anlaşma imzalamaktan kaçınırlar. Kimi ülkelerde gökdelenlerin asansörleri 13’üncü katta durmaz. Agatha Christie’nin “Thirteen at Dinner” adlı romanında da sayı uğursuz olarak geçmektedir. Aslında 13 sayısı t... Devamı