Süfyan-ı Sevriye mektup

2008-10-12 20:28:00

Birgün, Halife Harun Reşid’in temsilcisi, Kûfe camiinde arkadaşlarıyla birlikte ders yapmakta olan Süfyan’ı bulup, halifenin mektubunu teslim etti. Süfyan, halifenin mektubunu görünce titredi ve bir yılandan uzaklaşır gibi mektuptan uzaklaştı. Sonra elini cübbesinin kollarına sokarak mektubu aldı, çevirip baktı. Arkadaşlarından birine uzattı:“Alınız, biriniz şunu okusun; çünkü bir zalimin eliyle yazılmış mektuba elim dokunmasın” dedi. Arkadaşlarından biri mektubu açıp okuduktan sonra Süfyan:“Kağıdın arkasına söyleyeceğim sözleri yazınız” dedi. Arkadaşları:“Temiz bir kağıda yazsak daha iyi olmaz mı?” diye itiraz ettilerse de Süfyan kabul etmedi:“Hayır!Zalime, mektubunun arkasına yazınız. Mektubun kağıdını helalden kazandıysa ne ala. Haramdan kazandıysa cezasını çekecektir. Bir zalimin kağıt parçası bile yanımızda kalmasın.”Sonra şu mektubu yazdırdı:“Allah’ın günahkar kulu Süfyân-ı Sevri’den, imanın zevkinden mahrum, geçici emellerin verdiği gurur ile başı dönmüş Harun Reşid’e:“Seninle her türlü alakayı kestiğimi, dostluğu terkettiğimi beyan etmek için bu mektubu yazdırıyorum. Çünki sen, mektubunda müslümanların hazinesine tecavüz ederek onların mallarını haksız yere dağıttığını açıkça söylüyorsun. Sanki bu tecavüzün yetmiyormuş gibi, yazdığın mektubunla beni de kötü işine şahit tutuyorsun. Binaenaleyh, ben ve benimle beraber mektubunu dinleyen arkadaşlarım, yarın ilahi huzurda senin hakkında şehadet edeceğiz. Ey Harun, Müslümanların rızası olmaksızın onların hazinelerine nasıl tecavüz ettin?.. Acaba senin bu tecavüzüne memnun olan bulundu mu?!.. Senin bu hareketinden, mücahidler, gaziler, alimler, yetimler, bütün iyi insa... Devamı

Gurur ve Batış

2008-10-12 20:27:00

Abbasi’lerin en güçlü döneminde, devlet idaresinde valilikten katipliğe, vezirlikten saray hekimliğine kadar her türlü adamı yetiştiren Bermeki ailesi Harun Reşit döneminin en önemli bir kaç ailesinden biridir. Başvezir Cafer Bermeki’nin iki oğlu da valilik görevindedir. Halife ile Cafer çok yakın dost olmuşlardır. Cafer Bermeki’nin gücü tartışmasızdır... Bir gün halife ile vezir Bağdat’ta dolaşmaya çıkarlar. Yolları güzel bir mevye bahçesinin yanından geçer. Meyvelere imrenen Harun Reşit bahçe sahibine haber verilmesini ve kendilerine meyvelerden ikram edilmesini ister. Vezir Cafer Bermeki bahçe sahibinin akrabası olduğunu ve kendisinin ağaca çıkıp alabileceğini söyleyip ağaca çıkmaya çalışır, çıkamayınca Halife’ye dönerek “Sultanım bana bir omuz verirseniz çıkabilirim” der. Sultan vezire omuzuna bastırıp ağaca çıkmasını sağlar. Tam bu sırada  bahçe sahibi de gelmiştir. Adam halife ve vezire ikramda bulunur. Harun Reşit bahçe sahibinden bir isteği olup olmadığını sorunca, adam “Sultanım kendi yazınızla ‘bu kişinin Bermeki ailesi ile hiçbir ilgisi yoktur’ diye yazıp imzalayın bunu istiyorum.” deyince Harun Reşit bir anlam veremese de bahçe sahibinin isteğini yerine getirir. Gün gelir Cafer Bermeki’nin gücünden çekinmeye başlayan Harun Reşit çeşitli sebepler öne sürerek bu ailenin ileri gelenlerini öldürttüğü gibi tüm servetlerinin hazineye devrine karar verir. Memurlar bahçe sahibine gelip emri tebliğ ederler. Ancak bahçe sahibi “ben Bermeki’lerden değilim” diyerek itiraz eder ve kendisinin halifeye götürülmesine ister. Memurlar isteğini yerine getirip onu Harun Reşid’in huzuruna &cc... Devamı

imkansız

2008-07-06 10:49:00

İmkansız, vazgeçmeyi alışkanlık haline getirenler içindir. İmkansız, beyinleri kirletir, kalpleri kırar ve bedenleri mahveder. İmkansız hastalıklı bir vücut yaratır; hastalıkların nedenidir ve yaraların iltihaplanmasına yol açar. İmkansız, korkakların yaşam biçimidir ve mağlupların bahanesidir. "Bu gerçekleştirilemez", "mümkün değil", "olanaksız" - tüm bunlar yaşayan ölülerin inanç sistemi, aptalların felsefesi, budalanın nağmesi, geri zekalının düsturudur. "Bu imkansız" mantığı, ölümcüldür, zira karanlığa götürür ve ölümle ve tahribatla sonuçlanır.  İmkansız bir sahtekardır yalanların babası tarafından yaratılmıştır. Amacı mahkum etmektir. Imkansız, zekanıza yapılan bir hakarettir, bilginize tehdittir, ruhunuza gözdağıdır. Imkansız, gerçek olan, mantıklı olan ve doğru olan her şeye karşıdır. "Imkansız" biçimindeki bu tek kelime ile ambalajlanmış, sözde masum ve doğal bu sonuç, aslında ölümcül bir zehirdir. Imkansız, insanlığın vebasıdır; insanı köle eder, kapana alır ve elini kolunu bağlar. Imkansız'ı onaylayan kimseler için artık özgürlük yoktur. Güç yoktur, ışık yoktur, hayat yoktur, bağımsızlık yoktur. Imkansız aşağı doğru kıvrıla kıvrıla inen bir spiraldir - bir kez kıvrımlarına kapıldığınız anda aşağı inmeye başlarsınız ve hep devam edersiniz: aşağı, aşağı, aşağı, biraz daha aşağı... Imkansız Tanrı gerçeğine karşıdır. Imkansız Cehennemin dibinden gelmektedir. Imkansızın Cennette yeri yoktur; imkansızın mantığı Cennette işlemez.  Imkansız bir sözcükten öte bir şeydir; aklın bir halidir, bir tutumdur. Onu çamura gömmez, beslerseniz ve büyütürseniz, sizinle bütünleşir ve bir parçanız haline geliverir, ta ki çare kalmayana dek... Insanı sarışı ayartıcıdır, zira ona teslim ... Devamı

BUGÜN SENİNDİR

2008-05-24 17:09:00

Niçin kalbini üzüntülerle dolduruyorsun? Daha güzel işler başarmak için bugün senindir. Bugün elindedir. Sana verilmiştir. İçini ne dünün kederi ne yarının endişesi doldursun. Çok  fazla düşünme ve bugünü kazanmaya çalış. Bak, günün içinde hayat kaynıyor. Hayatı sev, insanları sev. İnsanların sana kötülüğü dokunsa bile onları affetmeyi bil. Çünkü affetmeyi bilmezsen kalbini ağır bir yük baskı altında tutar. Bu baskıdan, bu kinden, bu nefretten ve bu kıskançlıktan kurtul. Sabahleyin, güneşin karanlıkları dağıttığı gibi sen de içindeki karanlıkları dağıt. Güzel düşüncelerle, başarılacak iyi işlerle bugünü kazan.Unutma ki bugün senindir. (Osman Nebioğlu) ... Devamı

KERVAN

2008-03-07 16:35:00

                  Sen ki ey yolcu göç sesiyle uyanmıyorsun, acaba kervana nasıl yetişeceksin? Sarvan deve kösünü çalmış, kervanın öncüsü menzile varmış.Yüklerini davuldan önce hazırlayan o mesut, o akıllı insanlara ne mutlu! Yolda uyuyakalanlar, başlarını kaldırdıkları zaman, gidenlerden iz bulamayacaklar. Çabuk kalkan bir yolcu, yarışı kazanmış demektir. Kervan kalktıktan sonra uyanmışsın, kaç para eder? Baharın arpa eken, hasat zamanında buğday biçer mi? Ey uyuyan, işte şimdi uyanmak gerek. Seni ölüm uyandırdıktan sonra bu uyanışın ne faydası var?  Harman kaldırmayı umuyor musun, ekeceksen ek: Tohum vaktidir. Sakın, kıyamet şehrine eli boş gitme; orda hasretle oturman için bir sebep yoktur. Akıl gözün varsa, gözlerini karıncalar yemeden önce mezar hazırlığını görmeye bak.        Oğlum, insan sermayesi olursa kâr edebilir.  Sermayesini yiyen ne kazanacak? Başından sel aştıktan sonra değil, su henüz belini geçerken, şimdi çabala. Gözün varken şimdi yaş dök ve ağzında dilin varken şimdi af dile. Can her vakit bedende, dil daima ağızda kalmayacaktır. Günahlarının özrünü şimdi dilemelisin, nefs-i nâtıka söylemekten âciz kaldığı zaman değil. Mezarda söyleyeceklerini, bunları bilenlerden bugün öğren. Çünkü Münker’le Nekir’in soruşları korkunçtur.Bu aziz ânı ganimet say. Bil ki, kuşsuz  kafesin değeri yoktur.   Ömrünü ahu vahla geçirme. Fırsat kıymetlidir ve zaman kılıç gibidir.                                                                            &... Devamı