Lozan aşıldı Hedef 1914 sınırları olmalı!

2013-08-02 13:08:00
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
29 Temmuz 2013 /Aksiyon
 
Klişe bir tartışmadır: “Lozan hezimet mi, zafer mi?” Cevap kişiye ve beklentiye göre değişir. Ancak bir de hakikat var ki payitahtı bile işgal edilmiş bir imparatorluktan birkaç sene içinde yeni bir devlet çıkarmak hiç değilse takdiri hak etmektedir!

24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Anlaşması’yla, toprakları onlarca ülkeye bölünen Osmanlı bakiyesi üzerine Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu dünyaya ilan ediliyor. Filistin ve Kıbrıs’ın hâlâ süren mücadelesi göz önüne alındığında, dünyaya varlığınızı kabul ettirmenin o kadar da kolay olmadığı aşikâr. Osmanlı’nın bayrağı yere düşmeden Cumhuriyet’in hikâyeyi devam ettirmeyi başarması, devir şartları açısından takdire şayan görünüyor. Milli Mücadele, ne kadar Türkiye’nin kazancıysa, bir o kadar da ‘üzerinde güneş batmayan imparatorluk’un hayal kırıklığı demek. İngiltere, bizim 90 yıldır içimize sindiremediğimiz Lozan’ı kabul etmemek için çok direniyor. Misak-ı Milli’nin yüzde 80’i elde kalıyor ancak kayıplar kapanmayacak bir yara açıyor toplum nezdinde. Bu sebepledir ki 24 Temmuz 1923’ün üzerinden 90 sene geçmesine rağmen hâlâ Lozan’ı konuşuyor, ‘Başka bir çözüm mümkün müydü?’ sorusunu sormaktan kendimizi alamıyoruz. İstanbul Üniversitesi Avrasya Enstitüsü Başkanı Doç. Dr. Bekir Günay ise bunun artık gündemi geçmiş bir tartışma olduğu kanaatinde. “Sınırların bir önemi kalmadı, nüfuz alanları var artık” Günay’a göre. Ve Misak-ı Milli üzerindeki nüfuzunu daha 30’lu yıllarda yeniden ihdas eden Türkiye’nin gözü artık 1914 sınırlarında…

168
0
0
Yorum Yaz