10 05 2008

Eski Türklerde Toy

 

 

(…) Çin kaynaklarında, Shıh Chi kitabında; senenin ilk ayında kabile reisleri toplanarak kendi ataları, gök ve yer için ibadet ederler; sonbaharda atlar şişmanladığı zaman,  yine büyük bir toplantıyı Tai-lin’de yaparlar ve aynı zamanda bu toplantıda nüfus sayımı yaparak şahısların vermekle yükümlü oldukları nüfus vergisini toplarlar. (…) demektedir .

 

         Yine aynı devrin bir başka Çin kaynağı olan Huo-Han-shu  (M.Ö. 206-M.S. 220) kitabında ise şu bilgiler vardır:  "Hsiung-nu’ların [Hunlar] üç tane ejderha festivali vardır ki, gök için ibadet ettikleri bu festivaller senenin birinci, beşinci ve dokuzuncu aylarının wu gününde yapılır  (…) .Bu festivalden istifade ederek toplanan kabile reisleri aynı zamanda devletin işlerini de görüşürlerdi. Onlar kendilerini at ve deve yarışları yaparak eğlendirirdi.”

 

        Hunlar’dan sonra Uygur Türkleri de geleneksel Türk kut ve törenlerini sürdürmüşlerdir.“ Uygur kağanı beylerini ve halkını Tojen Irmağı kıyısında toplayıp Gök Tanrı’ya kurban sunduğu hakkında Çin kaynaklarında bilgi vardır. İlkbaharda kutlanan diğer bir bayram da sürücüleri [sürü çobanlarını]  otlatmağa çıkarma ayı olarak kabul elden ve 9 Mayıs’ta yapılan Örüs sara bayramıdır. (…) Ötüken Uygurları (…) bir batı kaynağı olan Ebu Dülef’in Seyahatnamesi’nde bir kayıt vardır: Uygurlar gök kuşağı gördüğü zaman şenlik yaparlar.İbadetlerini güneşin battığı tarafa yönelerek yaparlar” denilmektedir. 

                 Uygurların Turfan merkezli yeni  devletinde görev yapan Çin elçisi ang-Yen-te’nin (M.S.840) seyahatnamesinde de “ k’ung-hou (=kopuz)  kullanırlar. (…) atlara binerek ok atmak, (…) [İlkbaharda] seyahat etmek, çeşitli yaratıklara yay çekip[avlanma] ok atarlar.  (…) Üçüncü ayda Han-shıh (=Soğuk Yemek Festivali) kutlamaktadırlar. [Bu festivalde] evin içindeki yahut dışındaki bütün ateşler söndürülür ve yirmi dört saat içinde yeni bir ateş yakılmaz. Bir gün önceden hazırlanan soğuk yemekler yenilirdi. Tung-chıh [Kış Festivali] 21 Aralık’da meydana gelir. (…)Uygurlar gümüş ve pirinçten kaplar yaparak  su doldururlardı. Onlar birbirlerine suyu fışkırtarak yahut atarak spor(= Ya yang-ch’i ch’ü-ping) yaparlardı. (…) Wang Yen-te’nin spor diye vasıflandırdığı  bu hareketlerle serinlemekten başka belki de eski bir şamanizmin kalıntısı olarak yağmur yağdırmakla da ilgili [yağmur duası] olabilir. Bu kaynaga göre [Uygur Hakanları] İlkbahar Bayramı [Yaz Festivali-Nevruz] ayininden sonra suya girerler ve halk ikiye ayrılıp, birbirilerine su serpip taş atarlarmış.”  demektedir.

   

               Götürkler ve Uygular’da  toy, (= resmi törenler) merasimleri eğlence kültürünün bir başka boyutudur. Toylarda doğum, beğ oğlunun ilk avı, tahta çıkma, bir felaketten kurtulma ve elçi kabulü gibi sebeplerden dolayı yapılıyordu. (…) Wang Yen-te’nin, Uygur kağanı Arslan Han tarafından kabul merasimi (…) bir toy merasimini andırmaktadır: Bir tarafta bir kişi, taştan bir çan tutuyordu. O seremoninin başlaması için taşa vurdu. Kral-Han- bu çanın sesini duyduğu zaman eğildi. Sonra oğlu, kızı, yakın akrabaları, etrafını çevreleyerek eğildiler ve hediyelerini aldılar. Bundan sonra müzik, içki, ziyafet ve aktörler tarafından gece oynan bir oyun vardı.”  Tespiti de göstermektedir ki, Türklerde toy ve eğlence devlet geleneğiyle yaşatıla gelmiştir.

 

578
0
0
Yorum Yaz