DİL

2008-05-24 17:28:01

 

O Allah ki, insanı yarattı, en güzel şekilde suretlendirdi, iman nuru ile onu süsleyip güzelleştirdi. Ona hüsn ü beyanı vermekle diğer yaratıklar üzerine takdim ve tafdil etti. Kalbine ilmin hazinelerini akıtmakla, onu kemale erdirdi. Sonra kendi rahmetinden onu örtecek perde verdi. Sonra hatırına geçen ve kalbinde doğan şeyleri ifade edecek ve kapalı olan perdeyi açıklayacak dil verdi. Hakkı söylemeye onu muktedir kıldı da, verilen ni’-metlere şükrü ifade etti.

Bundan sonra bilmiş ol ki; dil, Allahu Teala’nın en büyük nimetlerinden ve O’nun ince sanatlarının en mühimlerindendir. Dil’in kendisi, küçük olmakla beraber gerek taat ve gerek isyanı büyüktür. Cirmi  küçük, fakat cürmü büyüktür. Zira kulun küfür ve şehadeti ancak dilindeki ifadesinden anlaşılır. Küfür, isyanın; iman, taatın son haddidir.

İlmin şamil olduğu her şeyi dil ifade eder. Ya hak ile konuşur veya batıl ile. İlmin de şamil olmadığı hiçbir şey yoktur. Bu şümûl, dilden başka hiçbir azada bulunmaz.

Dilini salıverip, dizginlerine sahip olmayanı, şeytan her sahada oynatır. Onu büyük bir uçurumun kenarına iterek helake sürükler. İnsanları yüzüstü cehenneme düşürecek olan, onların dillerinin belasıdır.

İnsana azalarından en çok isyan edeni, dilidir. Çünkü o, kolaylıkla istediği tarafa gider. Onu sallamakta bir zorluk yoktur. İnsanlar, dilin afet ve gailelerine aldırmaz;onun hile ve aldatmalarından çekinmez oldular!Halbuki insanı aldatmakta şeytanın en büyük aletlerinden biri dil’dir.

Ne yazık ki ey insan, muhtaç olmadığın lüzumsuz sözlerle meşgul olursun da bu suretle kıymetli zamanlarını öldürür ve dilinin ameli üzerine hesaba çekilirsin. Bu suretle hayırlı olanı atıp kötü olanı almış olursun. Zira sen, kıymetli zamanını Allah’ın azameti ve yaratıkları üzerinde düşünmeye sarfetsen, bu düşünce sırasında faydası daha büyük olan ilahi nefhalar sana açılabilir. Veya tehlil, zikir ve tesbih etsen, yine senin hakkında daha hayırlı olurdu. Öyle kelimeler olur ki, Allahu Teala, onun karşılığında cennette bir köşk verir. Bir hazine almaya gücü yeterken, onun yerine faydasız bir boncuk alan elbette aldanmış ve büyük hüsrandadır. İşte zikrullahı terkedip faydasız mübahlarla meşgul olan böyledir. Bu adam mübah ile meşgul olurken her ne kadar günahkar olmazsa da Allah’ı zikir sayesinde yapacağı büyük kârdan mahrum olduğu için zarardadır. Çünkü mü’minin sükûtu fikir, bakışı ibret, konuşması zikir olur. Rasûl-ü Ekrem böyle buyurmuştur.

Bilmiş ol ki, kişinin en değerli sermayesi vakitleridir. Bunları boş yere harcar ve ahiret için bir sevap hazırlamazsa, ana sermayeyi iflas ettirmiş olur. Bunun için Rasûl-ü Ekrem (s.a.v.);

“Boş ve faydasız işleri terketmek, kişinin İslamiyeti’nin güzelliğindendir.” buyurmuştur.

(İhyau Ulumi’d-dîn, c.3, s. 256)

 

12
0
0
Yorum Yaz