Bütün yollar Osmanlı’ya çıkar

2014-01-27 20:53:00

Köksüz, bağsız bir sanat ve tarih algısıyla üretilen ‘iş’lerin hep bir yanı eksik kalıyor. Evet, tarihi geriye döndüremeyiz ama kopan bağları onarmak, ‘bu topraklar’a ait, ‘bu coğrafya’nın kimliği, aidiyetleri ve değerler bütününü yeni bir gözle okuyarak özgün bir dil oluşturmak mümkün. Şimdiye dek bu anlamda bir kültür politikası üretilmemiş olması büyük bir eksiklik. Ama en azından bu alanlarda eser üretenler artık bu gerçekliğin farkında. Bu farkındalığı artırmak için ömrünü sanata, edebiyata, düşünceye vakfetmiş ustalara kulak vermek yeterli.

Bir röportaja gidiyorum. Konu medeniyet tasavvuru. Sadettin Ökten’le konuşuyorum, son kitabından hareketle. Osmanlı tecrübesini işaret ediyor ve Osmanlı yorumunu doğru okuyup bugüne yeni bir şey söylemek gerektiğine vurgu yapıyor. Sonra bir sinemacının kapısını çalıyorum. Safa Önal’la sohbet ediyoruz. Konu sinema iken söz dönüp dolaşıp dil konusundaki yoksulluğumuza geliyor. “Ben bir imparatorluk varisiyim” diyen Önal, kelimeleri, kavramları olmayan bir toplum olarak artık roman yazamadığımızı söylüyor ve 200 kelime ile konuşur hale gelmenin getirdiği zihinsel fakirliğe dikkat çekiyor.

Bu isimlerin ve aynı kuşaktan pek çok değerli ustanın dönüp dolaşıp ısrarla dile ve dilsizliğimize dikkat çekerek imparatorluk bakiyesine sahip çıkmamız gerektiğini söylemeleri tesadüf değil. Kendimize daha fazla yabancılaşmadan toparlanmamız büyük önem taşıyor. Bunun için de mesela Osmanlıca kelimeleri günlük hayatımızda daha sık kullanarak ya da ekranda bir genç mehter söylediğinde bundan rahatsız olmayıp ‘mehter’i diğer müzik dallarının dışında tutmamakla başlayabiliriz işe...

Sarıkamış’a sıra gelir mi?

Geçen hafta Sarıkamış Şehitleri için yapılan bir programa düştü yolum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün hazırladığı gecede Sarıkamış için altı dilde söylenen türküler bir arada seslendirildi. Programın açılışında Sarıkamış’ta yaşananları gündemde tutmak için büyük çaba harcayan Prof. Bingür Sönmez, Ruslar tarafından çekilen belgesel görüntüleri paylaştı seyircilerle. I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ve Rusya imparatorlukları arasında gerçekleşen Sarıkamış Harekatı sırasında binlerce askerimizin şehit olduğunu anlatan Prof. Sönmez, o dönem işgal edilen Erzurum ve civar bölgelerden binlerce sivilin göçe zorlandığı, bu süreçte yaşanan kayıpların ise hiç gündeme getirilmediğini kaydetti. Yakın tarihimize ilişkin böylesi büyük tarihsel olayların toplumsal bellekte canlı tutulması için elbette sanata büyük iş düşüyor. Bizim halen Sarıkamış üzerine yapılmış belgesellerimiz, sinema filmlerimiz yok. Yapılabilen işler ise dünya ölçeğinde karşılık bulacak çalışmalar değil. Geçen yıl vizyona giren Alphan Eşeli’nin yönettiği Eve Dönüş Sarıkamış 1915, dönem filminden çok ‘gerilim’ türünün örneği bir yapım olarak akıllarda kaldı. Sarıkamış’a dair bir sözü olmayan film, Tolga Örnek’in Gelibolu’su gibi dönemin ruhunu yansıtmaktan çok uzak işti. Birbiri ardına çekilen Çanakkale filmleri gibi Sarıkamış konusunda da benzer hataları yapmamak, doğru hikayeleri doğru bir dille perdeye yansıtmak gerekiyor. Bunu kim hakkını ver

 

erek yaparsa hem bu can yakıcı tarihe vefa borcumuzu ödemiş olacak hem de yeni yeni konuşulmaya başlayan bir dönemle ilgili kamuoyunun bilgi sahibi olmasını sağlayacak.

Gülcan Tezcan  http://haber.stargazete.com/cumartesi/butun-yollar-osmanliya-cikar/haber-834545'dan alıntıdır

 

82
0
0
Yorum Yaz